Yirminci yüzyılın son çeyreğinde bilgi teknolojilerinin etkisiyle, sosyal ve ekonomik alanlarda çok hızlı bir dönüşüme uğrayan insan hayatı, askeri alanda da bilgi sistemlerinin ağırlığını iyice hissetmeye başlamıştır. Hatta savaş sanatının şekli değişmiştir. Yarım asırlık nükleer silahlanma ve uzay teknolojileri geliştirme yarışı günümüz savaşlarının temel unsurları bilgi ve iletişim ile bir araya gelince, savaşlar psikolojik propaganda ile kazanılır olmuştur.
Internet yeni iş olanaklarını geliştirirken, araştırma sahasını genişleterek ve bilgi edinme olanaklarını artırarak bilime ve eğitime katkıda bulunurken öte yandan yanıltma haberler yaymak ve bu yolla getirim elde etmek için kullanılmakta ayrıca psikolojik savaş aracı olarak da 1970’lerden sonra televizyonun üstlendiği görevi fazlasıyla yerine getirmektedir. Devletlerin bu aracı kullanmadan savaş kazanması imkânsız bir hal almıştır. Ayrıca Internet; siber orduların hayata geldiği, devletlerin istihbarat yöntemlerini değiştirdiği, terör organizasyonlarının ise faaliyetlerini yürüttüğü bir platforma dönüşmüştür. Bu dönüşüm ise ulusal güvenlik kavramının değişmesine yol açmıştır. Geleneksel tehdit unsurların yanı sıra bilişim güvenliği ile ilgili yeni tehdit unsurları ortaya çıkmıştır.
Bu nedenle, ABD hükümeti geçtiğimiz aylarda dünya iletişim ağının omurga kemiği olan 13 kök sunucunun yönetiminin uluslar arası bir organizasyona devrini belirsiz bir tarihe kadar ertelediğini ilan etmiştir. Birçok dünya hükümeti, organizasyon ve kurum, Bush yönetimini bu tavrından dolayı eleştirmiş ve bu olayı kök sunucuların politize edilmesi olarak algılamışlardır. Bu devletler, haklı olarak, bağımsızlık alanlarına müdahale edildiğini düşünmektedirler. ABD’nin Internet gelişiminin asıl finansörünü olduğunu ve altyapının tamamının ABD kurumlarının çabalarıyla oluştuğunu vurgulayan ABD’li yetkililer bugünkü küresel iletişim ve ticaretin muhtemel tehditleri yüzünden böyle bir karar alındığını savunuyorlar.
Tüm dünyada olduğu gibi Avrupa’da da, ABD’nin günümüz iletişiminin temel öğesi olan Internet’i tekelinde tutma çabalarına karşı ciddi tepkiler ortaya konuluyor. Tepkiler sadece kök sağlayıcıların serbest bırakılmamasıyla sınırlı kalmıyor. İşletim sistemi tercihi konusunda da, açık kaynağa doğru bir akış gözleniyor. Avrupa’da birçok kurum, organizasyon ve yerel veya ulusal hükümet açık kaynak işletim sistemlerinin kullanımı konusunda adımlar atıyorlar. Almanya, Fransa ve İspanya kamu kurumlarında şimdiden açık kaynak kod yazılımları kullanılıyor. AB, BM ve Dünya Bankası gibi büyük organizasyonlar güvenlik ve tasarruf gibi gerekçelerle açık kaynak yazılımlarını öneriyor. Artık dünya üzerindeki birçok ülkenin kendi açık kaynak kod dağıtım projeleri vardır.
Açık kaynağa kayışın temel nedeni tasarruf gibi gözükse de; güvenlik hassasiyetleri ve Amerikan bilişim hegemonyasından kurtularak daha ulusal bir bilişim altyapısına sahip olma arzuları, ülkelerin açık kaynağı tercih etmelerinin asıl nedenidir.
Günümüzde, ulusal ve güvenli bir bilişim altyapısına sahip olmak gelişmişliğin ölçütü olarak kabul edilmektedir. Bu altyapı nasıl tesis edilebilir? Öncelikle ulusal bilgi güvenliğinin temel kavramları yeniden tanımlanacak, bilgi güvenliğine özgü ulusal güvenlik tehditleri incelenerek stratejiler geliştirilecektir. Daha sonra, ulusal yazılım sistemlerinin geliştirilmesi için yeni beyinlerin (en geç lise çağındaki gençlerin) yetiştirilmesine yatırım yapılacaktır. Bu konuda yetkin Türk isimleri göreve çağrılacaktır. Devletin de desteğiyle özel sektörün bu konuda yapacağı harcamalara vergi avantajları sağlanacak ve ulusal veritabanı sistemlerinin ve de ulusal bir işletim sisteminin oluşturulmasına (burada bahsedilen çekirdekte Linux tabanlı sistemlerin Türkçe’ ye çevrilmesi değildir) zemin hazırlanacaktır. Bu haliyle yapılan yatırımlar meyvesini kısa zamanda verecek, yaratılan katma değer ile bir iki nesil sonra çağdaş ve ulusal bir bilişim altyapısına sahip olunabilecektir. Ayrıca arada geçen zamanda, hem yabancı sistemlere milyarlarca dolarlık fon aktarımı yapılmamış olacak, hem de ulusal güvenliğimizi tehdit edebilecek ulusal olmayan bilgi sistemleri zamanla ulusallaştırılmış olacaktır. Aksi halde; bilişim altyapılarının basit kopyalarına yılda milyarlarca dolar harcayarak satın aldığımız ulusların, ECHELON(ABD), SORM(Rusya), FRANCHELON(Fransa) vb. gibi dünyadaki iletişim trafiğini izlemek için kurulmuş olan, sistemlerinin kapsama alanından kurtulamaz ve tüm stratejik bilgi trafiğimizi bu sistemlere emanet etmiş oluruz.
Ulusal ve güvenli bilgi sistemlerinin geliştirilmesi için Türk bilgi toplumunun tüm kesimlerinin sorumlulukları belirlenerek, yetenekleri değerlendirilmelidir. Ulusal bilgi güvenliği konusunda uzman sivil, asker ve akademisyenlerden bağımsız bir komisyonun kurularak, bu komisyonun ulusal bilgi güvenliği stratejilerini belirleyerek, uygulaması gerekir. Ancak bu yolla ulusal yazılım sistemleri ve ulusal işletim sistemleri geliştirilebilir.
Yazan:Securityturk





Son yorumlar
1 gün 14 saat önce
3 gün 58 dakika önce
3 gün 10 saat önce
6 gün 13 saat önce
1 hafta 2 gün önce
1 hafta 2 gün önce
1 hafta 6 gün önce
2 hafta 3 gün önce
2 hafta 4 gün önce
3 hafta 2 gün önce